Mahalle kadınları kapı önü toplantılarını yeni bitirmiş, evlerinde yemek telaşına düşmüşlerdi.
Aslında yemeğe çok acele etmelerine gerek de yoktu. Muhacirlerin erkekleri ve Hacı dışında mahallenin tüm erkekleri ya kahvede ya da bir çilingir sofrasının başındaydılar. Gece yarısından önce de hiçbiri eve dönmezdi. Çocuklar da bilirlerdi babalarının eve geç geldiğini. Onun için gece oyunlarının tadını çıkarırlardı. Anneler de ayak altında dolaşmadıkları için bu durumu çok umursamazlardı.
Mahalleye, oyundaki çocuklara rağmen, gecenin karanlığıyla birlikte sessizlik çökmüştü.
Sokak lambaları ancak kendilerini aydınlatıyordu.
En fazla iki katlı, havara ve kıymık taşından yapılmış eski Ermeni evlerinin pencerelerinden ya elektrik lambasının ya da gaz lambasının solgun ışığı sızıyordu.
Dipsiz dehlizin sonunda saklanan saklambaç oynayan çocuklar dâhil, Şahveli Mahallesi'nin hiçbir akşamı böyle olmayacaktı.
Mahallenin üzerine ağır bir siyah çökecekti.
Olmadı, yakışmadı bu mahalleye. Şimdiye kadar kendi içinde ne bir kavga ne de bir hırsızlık görülmeyen bu mahallede bu olmamalıydı. İçlerinden birkaç gencin başka yerlerde bir iki küçük hırsızlık yaptığı söylense de mahallede yanlışlarına rastlanılmamıştı.
Başka yerlerde kavgada şahin kesilen kabadayı gençleri olsa da bu olay mahallede bir ilkti.
Onun için mahallenin tüm fertleri kelimenin tam anlamıyla şoktaydı. Kendi büyükleriyle sorunları çözmeye alışmış, dışa karşı hep tek vücut olmuş, her zaman yardımlaşmanın en güzelini göstermiş bu mahalle, ilk defa kendi içinden bir katille, bir cinayetle yüz yüze gelmişti.
Halep'in kapalı çarşısındaki esnaflar onları iyice tanımışlardı. Veresiye alabiliyorlardı.
Çeyiz ve ufak tefek ev eşyaları alıp Antep'te mahalle arasında satıyorlardı. Gümrükten geçmek kolay olmuyordu ama memurlarına bazen biraz çay, bazen biraz para verip zor bela mallarını geçiriyorlardı. Mal dediğinde, birer valizin içindekilerdi.
Oğulları askerden yeni dönmüştü. Bir takside şoförlük yapıyordu. Evlenmek, düğün dernek kurmak için para gerekti. Yoksa ne işleri vardı Halep yollarında Ahmet'le Fidan'ın?
Kilis'e girdiklerinde yorgunluklarını unutmuşlardı. Artık bir saat sonra Antep'teydiler.
Tüm mahalle, hatta muhacirler bile akraba gibiydiler. Dostluğun her güzelliği mevcuttu. Dayanışma vardı. Hepsi yoksuldu ama aç kalan olmazdı. Tabak tabak yemek taşınırdı evden eve.
Hiçbir şey eskisi gibi olmazdı bundan sonra.
Kararmış yüzler, karanlık odalarda karanlık hesaplar yapmıştı.
Hasan arabasını silmeyi bitirip ilk müşterisini beklemeye başladı. Gece işini sevmiyordu ama para lazımdı.
Gelen kirvesiydi; yanında da hiç sevmediği yılan bakışlı yeğeni vardı.
En son cenazede beraber olmuşlardı. Üç ay önce Mağarabaşı'nda öldürülen ortanca kirvesi Veli ile berberde karşılaşmıştı. Veli, Mağarabaşı'nda bir arkadaşıyla rakı içeceğini söyleyip, "Beraber gidelim." demişti. "Taksiye çıkacağım, kusura bakma." dedi.
Bir iki saat sonra Veli bıçaklanarak öldürülmüş bulunmuştu.
"Bizi biraz gezdir." dedi kirvesi.
"Olur, abi." dedi, arabayı Başkarakol'a doğru sürdü.
"Veli'yi en son sen görmüşsün."
"Evet, abi." dedi. "Bilsem ben de giderdim. Ne bileyim?" dedi.
Kirvesi sert bir sesle, "Gitsen Veli ölmezdi." dedi.
Kırmızı ışıkta durduğunda ensesinde soğuk demiri hissetti.
Hastaneye geldiklerinde bütün aile, bütün mahalle oradaydı.
Onları hastaneye getiren bacısının oğlu başını eğdi. Kim söyledi, nasıl söylendi bilinmedi.
"Hasan..." dediler.
Duvarlar dönüyordu. Yere yığıldı.
Çırpındı durdu, çaresiz yerlere attı kendini Fidan. Soğuk hastane duvarlarında yankılandı ağıtı:
Hastane kapısına
Bir taş koydum yapısına
Senin gül hatırın için
Kurban olam şoförlerin hepsine
Gözünün yaşı ölene kadar hiç eksik olmadı. Çamaşır yıkarken ağladı, yemek yaparken ağladı, asker gördü ağladı, şoför gördü ağladı, düğünlerde ağladı. Neden ağladığını bilen bildi, bilmeyenlere anlattı.
Bir daha Halep'e gidemedi, dost sohbetlerine katılamadı.
Kimseyi tanıyamadı.
İçinde Hasan'ıyla kapandı kaldı.
Ahmet'in gözlerinin feri kayboldu. Uzaklara bakıyordu.
Şahveli Mahallesi'ne siyah bir örtü çökmüştü.
Mahallenin orta yerinde kan akıyordu.